

Biyografi
"Şehirlerin ruhunu, mimari dokuları ve insan kalabalıklarını dikey, ritmik ve çizgisel bir fırça diliyle tuvale aktaran dışavurumcu bir usta." Sanat Yolculuğu ve Hayatı 1963 yılında İran'ın tarihi ve kültürel merkezlerinden biri olan Tebriz'de dünyaya gelen Javad Ghaffari, erken yaşlardan itibaren resim sanatına yönelmiştir. Tebriz Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olduktan sonra kendi özgün dilini aramaya koyulan sanatçı, ilerleyen yıllarda Türkiye'ye yerleşmiş ve sanatsal çalışmalarını ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara ekseninde derinleştirmiştir. Birçok kişisel sergi açan ve prestijli karma sergilerde/müzayedelerde yer alan Ghaffari, Doğu şemaları ile modern dışavurumculuğu (expressionism) harmanlayan önemli bir köprü figürdür. Sanat Tarzı ve Tekniği Ghaffari’nin sanatını bütünüyle eşsiz ve anında tanınır kılan unsur, tuval üzerinde kullandığı "ritmik çizgisel örgü" tekniğidir. Genellikle spatula ve yoğun boya (impasto) tekniğini kullanarak yüzeyde fiziksel bir doku yaratır. İstanbul manzaraları, tarihi yapılar (özellikle Galata Kulesi, camiler ve şehir siluetleri) ile insan figürleri, onun fırçasında dikey ve yatay çizgilerin geometrik bir harmonisi içinde erir. Canlı mavi, sıcak turuncu ve kızıl tonların oluşturduğu yüksek kontrast, eserlerine dramatik ve dinamik bir gece/gündüz atmosferi kazandırır.
Sanatçı Beyanı
Kendi Sözleriyle
"Şehirlerin ruhunu, mimari dokuları ve insan kalabalıklarını dikey, ritmik ve çizgisel bir fırça diliyle tuvale aktaran dışavurumcu bir usta." Sanat Yolculuğu ve Hayatı 1963 yılında İran'ın tarihi ve kültürel merkezlerinden biri olan Tebriz'de dünyaya gelen Javad Ghaffari, erken yaşlardan itibaren resim sanatına yönelmiştir. Tebriz Güzel Sanatlar Akademisi'nden mezun olduktan sonra kendi özgün dilini aramaya koyulan sanatçı, ilerleyen yıllarda Türkiye'ye yerleşmiş ve sanatsal çalışmalarını ağırlıklı olarak İstanbul ve Ankara ekseninde derinleştirmiştir. Birçok kişisel sergi açan ve prestijli karma sergilerde/müzayedelerde yer alan Ghaffari, Doğu şemaları ile modern dışavurumculuğu (expressionism) harmanlayan önemli bir köprü figürdür. Sanat Tarzı ve Tekniği Ghaffari’nin sanatını bütünüyle eşsiz ve anında tanınır kılan unsur, tuval üzerinde kullandığı "ritmik çizgisel örgü" tekniğidir. Genellikle spatula ve yoğun boya (impasto) tekniğini kullanarak yüzeyde fiziksel bir doku yaratır. İstanbul manzaraları, tarihi yapılar (özellikle Galata Kulesi, camiler ve şehir siluetleri) ile insan figürleri, onun fırçasında dikey ve yatay çizgilerin geometrik bir harmonisi içinde erir. Canlı mavi, sıcak turuncu ve kızıl tonların oluşturduğu yüksek kontrast, eserlerine dramatik ve dinamik bir gece/gündüz atmosferi kazandırır.
Seçili Eserler
İlgili Sanatçılar

1987 yılında dünyaya gelen Azer Umay, çağdaş sanatın bağımsız ve özgün seslerinden biri olarak çalışmalarını sürdürmektedir. Doğunun kültürel mistisizmini ve modern dünyanın varoluşsal sorgulamalarını kendi içsel evreninde eriten sanatçı, genç yaşına rağmen oturmuş, anında tanınır ve derinlikli bir görsel dil inşa etmiştir. Dijital dünyanın yüzeysel popülaritesinden bilinçli olarak uzak durmayı seçen Umay, sanatsal üretimini izole ve saf bir odaklanma süreciyle şekillendirir; bu bilinçli gizem, onun eserlerindeki zamansızlık ve keşif duygusunu daha da güçlendirir. Sanat Tarzı ve Tekniği Azer Umay'ın sanatı, bütünüyle Sürrealizm (Gerçeküstücülük) ve Düşsel Gerçekçilik (Magical Realism) akımlarının güçlü bir sentezidir. Eserlerinde mantıksal dünyanın kurallarını yıkarak imkansız karşılaşmaları, rüya sekanslarını ve bilinçaltının sembolik dökümlerini tuvale aktarır (Örneğin, deniz altında huzurla oturan bir fil ile balık sürüsüne liderlik eden bir figürün aynı karede buluşması). Tekniği, bu düşsel sahneleri son derece gerçekçi, pürüzsüz ve detaycı bir fırça işçiliğiyle betimlemeye dayanır. Bu kontrast, izleyiciyi "imkansız olanın gerçekliği" üzerine düşünmeye davet eder. Çalışmalarında su (deniz altı), ışık-gölge oyunları ve hayvan figürleri, özgürlük, huzur, bilinçdışı ve doğayla uyum gibi evrensel temaları simgeleyen ana elementlerdir. Renk paleti, rüyaların dinginliğini ve derinliğini yansıtan zengin, doygun ve atmosferik tonlardan oluşur.
Profili Görüntüle →
Sanatın Sınırlarını Aşan, Eşsiz Bir İmza Timurhan Aytürk’ün sanatı, alışılmış kalıpların ve sınırların çok ötesindedir. Yıllar süren sessizliğin ardından adeta bir volkan gibi patlayan yaratıcılığıyla sanatçı, ardında sayısız büyüleyici eser bırakmıştır ve üretmeye büyük bir tutkuyla devam etmektedir. Onun fırçasından çıkan her bir tablo, dünyada bir benzeri daha bulunmayan, taklit edilmesi imkansız bütünüyle eşsiz yapıtlardır. Tuval üzerindeki her renk geçişi, her fırça darbesi ve doku, sadece görsel bir şölen sunmakla kalmaz; izleyicinin ruhuna dokunan, derin hikayeler fısıldar. Yağlı boyanın asaletini ahşap oyma, cam gravür ve naht sanatı gibi geleneksel zanaatlarla harmanlayan sanatçı, her eserine kendi ruhundan bir parça üfleyerek onları yaşayan birer başyapıta dönüştürür. Küllerinden Doğan Bir Yolculuk Köklere Dönüş: 1971 yılında Kafkas göçmeni bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelen Aytürk, çocukluk yıllarında keşfettiği resim yeteneğini Van’ın mistik atmosferinde büyütmüştür. Sessiz Dönem ve Yeniden Doğuş: Hayat şartları nedeniyle sanata zorunlu olarak 23 yıl boyunca ara vermiş, eline fırça almamıştır. Ancak içindeki sanat ateşi sönmemiş ve 2006 yılında "Yeniden doğdum" diyerek fırçasına geri dönmüştür. Sanatı Paylaşma Tutkusu: Sadece kendi üretmekle kalmamış; Van Edremit'te kurduğu atölyelerle yüzlerce kadına ve gence ışık olmuş, onlara sanatın kapılarını aralamıştır. Bugün sanatsal çalışmalarını Antalya'da sürdüren Timurhan Aytürk, her biri ayrı birer başyapıt niteliğindeki eşsiz eserleriyle, Türk resim sanatına yön vermeye ve tuvalin ötesinde dünyalar inşa etmeye devam ediyor.
Profili Görüntüle →İletişime Geçin
Küratöryel ekibimiz İstanbul, Londra ve çevrimiçi danışmanlık için randevu düzenler.